İnternetime dokunma

15 Mayıs’ta Özgür ve Sansürsüz İnternet için meydanlardayız!…

(PDF biçeminde)

5809 sayılı Kanunun 4’üncü 6’ncı ve 50’inci maddeleri ile 28.07.2010 tarihli ve 27655 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Elektronik Haberleşme Sektöründe Tüketici Hakları Yönetmeliği’nin 10’uncu maddesi hükümleri kapsamında BTK’nın Sektörel Rekabet ve Tüketici Hakları Dairesi Başkanlığı tarafından hazırlanan “İnternetin Güvenli Kullanımına İlişkin Usul ve Esaslar Taslağı” 22 Şubat 2011 tarihinde 2011/DK-10/91 no’lu karar ile onaylanmış, BTK’nın Kurul Kararları başlığı altında 4 Mart 2011’de yayınlanmştır. Bu Kurul Kararı Türkiye’de İnternet kullanımını İnternet Servis Sağlayıcıları (İSS) üzerinden sansürlemekte, “bilgiye erişim hakkını” kısıtlamaktadır. “Güvenli İnternet” isimli yönetmelik tüm İnternet abonelerini içeriği BTK tarafından berlirlenen 4 profilden birini seçmeye zorlamaktadır. Böylece, İnternet üzerinden kapsamlı bir izleme ve sansür yapısı kurulabilecektir.

 

Profiller – Filtreler:

– Standart : Şu an da yaşadığımız kısıtlamalar ve yasaklamalar geçerli olacak

– Aile: Mevcut yasaklara ek olarak, BTK tarafından getirilen kısıtlamalar dahil olacak. Abone, sosyal medya, oyun gibi kateorileri de belirtilecek

– Çocuk: BTK tarafından hazırlanan bir beyaz liste dışına çıkmak mümkün olmayacak

– Yurtiçi: Açık tanımın olmadığı, BTK‘nın yurtiçi olarak kabul ettiği ve doğal olarak zararsız bulduğu içerikle sınıırlı.

 

BTK, 2000 yılında, telsiz ve telekomünikasyon alanındaki teknik düzenlemeleri yapmakla (örneğin, numara taşınabilirliği, telekomünikasyon sektöründe rekabetin sağlanması, sayısal imza, vb.) yükümlü olarak “Telekomünikasyon Kurumu” adıyla kurulmuş, 2008 yılında ise bugünkü adını almıştır. Her şeyden önce Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’nun (BTK) İnternet ortamının altyapı düzenleyici kurumu olduğu bilinmelidir. Dolayısıyla, İnternet ortamını “sözde güvenli” kullanım adı altında “filtrelemeye” hukuken ne yetkilidir ne de görevlidir.

Söz konusu kurul kararının, 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanununun 4. ve 6. maddelerine dayandığı iddia edilse de, aslında bu maddeleri açık biçimde ihlal etmektedir. Bu kurul kararına kısaca bakacak olursak:

 

  • Kurum tarafından oluşturalacak beyaz ve kara listelerin hangi unsurlar gözetilerek hazırlanacağı bilinmediğinden, şeffaflık, sınırlamanın objektif nedenlere dayanması ve yapılacak düzenlemelerde tarafsızlığın sağlanması;
  • Kara listede yer alan herhangi bir site için itiraz prosedürü açıklanmadığından, şeffaflık;
  • Oluşturulacak profiller üzerinden süzülmüş bir içeriğin, kullanıcılara zorunlu olarak sunulması nedeniyle, uluslararası normlara uygunluk;
  • Teknik olarak, İSS’leri kullanıcının bağlanmak istediği içeriği önce listelerden denetleyip sonra bağlanmasına olanak tanımak zorunda bıraktığı için, bilgi güvenliği ve haberleşme gizliliğinin gözetilmesi;
  • Kararlar yurtiçindeki yer sağlayıcıları bağladığından, yurtdışındaki yer sağlayıcıların rekabet avantajı elde etmesi ve “Yurtiçi profil”de yurtdışındaki yer sağlayıcıların yer alamaması nedeniyle, adil rekabet ortamının tesisi;
  • İSS’leri, filtre aşma yöntemlerini engellemek ve sonuçları kuruma bildirmekle yükümlü kıldığı için ve söz konusu sonuçların hangi verileri içermesi gerektiği belirtilmediği için, kişisel verilerin gizliliğinin korunması

 

açısından ihlal edilmektedir. Kuruma belli başlı bazı durumlarda erişim engelleme yetkisini veren 5651 sayılı kanuna göre ise, İSS’lerin kendileri üzerinden erişilen içeriklerin hukuka aykırı olup olmadıklarını denetleme mecburiyeti yoktur. Oysa söz konusu kurul kararı, İSS’leri kurumun hazırladığı listeleri kullanarak denetleme yükümlülüğü altına sokmaktadır.

 

Filtre, önceden tanımlanmış bazı içeriklere ve/veya hizmetlere erişimi engelleyen bir tür yazılımdır. Bu türden bir yönteme gereksinim duyan aileler için yurtiçinde de kullanılabilecek çeşitli filtre yazılımları söz konusudur ve hali hazırda kullanılmaktadır. Dileyen ebeveynler bu türden bir yazılımı çoğu kez de ücretsiz veya cüzi bir ücret karşılığında kullanabilirler. Yurtdışı uygulamalarda da bazı ebeveynlerin filtre yazılım kullanmayı tercih ettiği görülmektedir. Ancak, bu hiçbir zaman BTK’nın son düzenlemesiyle sunulduğu biçimiyle merkezi bir şekilde, bir kurum tarafından kullanıcılara dayatılan bir uygulama olmamıştır.

 

Bu aşamada çok net ve açık ifade etmek gerekir ki filtre uygulaması başarılı bir yöntem de değildir. Teknolojik engel koymak, tek başına çocuklar ve gençler için İnternet’i güvenli bir mecra haline getirmeye yetmez ve hiçbir filtre denetçi, yasakçı zihniyetin engelleme hızına yetişemeyecektir! Bu türden filtre uygulamaları her zaman ve kolayca devre dışı bırakılabilir.

 

BTK’nın sürekli vurguladığı, Avrupa’da ve Dünya’da başka ülkelerde de bu tür filtrelerin olduğu da tam olarak doğru değildir. Hem Avrupa Konseyi’nin hem de Avrupa Birliği’nin Güvenli İnternet politikaları var. Bu tavsiye kararları sayfalarca yazılmış metinlerdir. Tavsiye kararlarından kasıt filtrelemenin devlet tarafından geliştirilmesi ve dayatma usulü kullanıcıların kullanması değildir. Kesinlikle bu tavsiye edilmiyor. Bu kararlarda altı çizilen ki defalarca söylenmiştir bu; çocukların internete erişimiyle yetişkinlerin internete erişimi politikaları arasında bir fark olmasıdır. Çünkü internet içeriğinin sadece çocuklara uygun olduğu düşünülmemeli, diyor bu politikalar. İkincisi filtrelerin kullanılması uygun olan yerlerden bahsediliyor. Mesela kişisel bilgisayarlar, çocukların kullanacağı bilgisayarlar; ev bilgisayarları diyebiliriz, okul bilgisayarları diyebiliriz bazı ülkelerde yaygın olan internet kafeler ki her ülkede yok, bunlar da uygun olabilir. Sonuçta genel kullanımı etkilemeyecek şekilde filtre kullanılabilir diyorlar. Bizim şu günlerde yaşadığımız tartışmalar, İngiltere’de 90’lı yılların sonlarına doğru ve yine Avrupa Birliği çerçevesinde 1997-2001 arasında yaşandı. Şimdi o tartışmalar öldü sayılır. Çünkü herkes fark etti ki filtreler devletin işi değil bu; özel sektöre ve ailelere bırakılacak konulardır.

 

Bir kez daha yinelemek gerekirse, asıl ve kalıcı olan, çocukları ve gençleri İnternet kullanımı konusunda bilinçlendirmek, güçlendirmek ve eğitim yoluyla desteklemektir. Örneğin ELEŞTİREL DİJİTAL OKURYAZARLIK bu türden bir eğitim desteği ve güçlendirme mekanizması olarak kullanılabilir. Bunun için de ailelerin ve çocukların açık ve karşılıklı güvene dayanan bir iletişim kurması en önemlisidir.

 

BTK, iddia ettiği üzere tüketiciyi korumak adına böyle dayatmacı bir şekilde filtre uygulaması gerekçelendiriliyorsa, tüketiciler için zaten pazarda çok sayıda filtre seçeneği olduğunu ve dileyen kişilerin bu filtreleri kullanabileceğini bilmelidir. Türkiye’de tek bir aile tipi olamayacağına göre, tek tip bir çocuk profilinden söz etmek de olanaksız olduğuna göre, BTK tek tip bir filtre uygulamasını ne sosyolojik ne de pedagojik olarak yapamaz. Sonuç olarak, tek bir merkezden, devlet eliyle, bir kurumun üstleneceği filtre uygulaması ve nasıl, kimlerce belirleneceği belli olmayan beyaz ve kara liste uygulaması, ancak ve ancak sansür olarak değerlendirilebilir.

 

Biz de İnternet’in GÜVENLİ VE NİTELİKLİ KULLANIMINI istiyoruz. Bunun için de öncelikli olarak AİLE İÇİ İLETİŞİM KANALLARININ GELİŞTİRİLMESİNE, PEDAGOJİK ARAÇLARIN KULLANIMINA ÖNEM VERİYORUZ.

 

Bizce İnternet’in güvenli ve nitelikli kullanımını sağlamak için; öncelikle kişisel verilerin güvenliğini sağlayan ve mahremiyetin ihlalini engelleyen düzenlemeler, aşırı ticarileşmeye ve enformasyonun içinin boşaltılmasına karşı nitelikli enformasyon kaynaklarının yaygınlaştırıldığı yeni medya ortamlarının desteklenmesi ve her türlü saldırgan ve nefret söylemi yayan içeriklere karşı her yaştaki yurttaşın farkındalığının geliştirilmesi gereklidir.

 

Yeni medya ortamlarını kullananlar bir takım ideologların iddia ettiği ve BTK’nın hegemonik söylemine verdikleri destekte olduğu gibi “tüketici” değil, yurttaştır. Bu yurttaşın da Evrensel İnsan Hakları Bildirgesi’nin 1.maddesine göre “insan olmaktan” kaynaklanan iki temel özelliği vardır: akıl ve vicdan sahibi olmak. Akıl ve vicdan sahibi yurttaş, kendi yaşamına yön verecek tercihler yapar, eylemlerinin sorumluluğunu yüklenir. Yurttaşın belli bir konu hakkında kendi kanaatini özgür iradesiyle oluşturabilmesi, akıl yürütebilmesi için, bilgi, belge, düşünce ve kanaatlere ulaşma hakkı vardır. Bu hak, görüldüğü üzere ifade özgürlüğünün ayrılmaz bir parçasıdır.

 

Özgür Yazılım, Özgür İnternet !…

 

 

Saygılarımızla,

Linux Kullanıcıları Derneği

Yönetim Kurulu

KAYNAKLAR:

Alternatif Bilişm Derneği  – Ali Rıza Keleş, Günseli Bayraktutan, Işık Barış Fidaner, Mutlu Binark ve Tuğrul Çomu http://yenimedya.wordpress.com/2011/05/10/btknin-aciklamalarina-yanit/
HaberTurk.Com  – Selin Kunt’un Yaman Akdeniz ile Ropörtajı http://ekonomi.haberturk.com/teknoloji/haber/630052-dunya-bu-isi-nasil-yapiyor

Yorum yapma kapalı.

-->
  • Language

  • Sosyal Ağlarda LKD :
  • Bağlantılar

    • Facebook
    • Twitter
    • FriendFeed
    • Google Plus
    • Identi.ca